Neredeyse 5523 kurbanı oluyordum!


İşyerinde oldukça gergin bir gün geçirdikten sonra dolmuşa bindim, eve gidiyordum. Normalde otobüse binerim ve yolda kitap okurum. Yani telefonu toplu taşımada elime almam pek. O gün dediğim gibi hem gergindim, hem de mesafe kısaydı. Dolmuşta oturduktan sonra açtım telefonumun internetini. Peş peşe bildirimler gelmeye başladı. Baktım Msn'den bir mesaj var. Eski çalıştığım iş yerlerinden birinden tanıdığım, uzun süredir görüşmediğim, ama genel olarak sevdiğim bir kadın arkadaş mesaj yazmış, çok şaşırdım. Çünkü yıllardır arkadaşlığımız Facebook'da birbirimizin gönderilerine “like atmak" şeklinde uzak bir mesafeden yürüyordu. Özel mesaj atmasını bu yüzden garipsedim, meraklandım da. Canım da sıkkın ya, muhabbet edip biraz kafamı dağıtmak için kendisiyle mesajlamaya başladım:

 - Karşı Taraf: Selam nasılsın?
 - Ben: İyiyim, sen nasılsın?
 - Karşı Taraf: İyiyim teşekkür ederim. Migros'dan alışveriş çeki kazandırıyorum, seni de düşündüm. Telefonun faturalı mı yoksa?
 -Ben: Evet faturalı
 - Karşı Taraf: Cep no yazar mısın bir de operatörü?
 - Ben: 053..........


Şimdi diyeceksiniz ki sen aptal mısın? Niye veriyorsun cep telefonunu? Oysa o kadar çok sebep var ki cep telefonumu vermek için. Öncelikle ben diyeyim 5 sene, siz deyin 10 senedir görüşmüyoruz bu arkadaşla. Dolayısıyla cep telefonum kayıtlı olmayabilir O'nda. Vermesem ayıp... Nitekim sonradan baktım ki bende de O'nun numarası kayıtlı değilmiş. Ayrıca ek iş yaptığını düşündüm. Hani var ya “Arkadaşını ekle şunu kazan” falan gibi işler. Kendisine katkım olur dedim. Üstüne üstlük alışveriş çeki kazanma fikri hiç fena değildi. Çünkü kendisiyle her ne kadar uzun süredir görüşmesem de bu arkadaş güvenilir biriydi. Telefon numarası vermemin  asıl önemli nedeni ise baştan söylediğim gibi o gün gergin olmamdı; kafamı dağıtmaya ihtiyacım vardı. Yani demem o ki "ben kül yutmam!" diye büyük büyük konuşmamak lazım. İnsanlar boş bulunup bu tür kandırmacalara gelebiliyor, (şekil 1-A – ben) diye söylüyorum. Neyse efendim; aramızda geçen konuşmayı aynen aktarmaya devam edeyim.

Telefon numaramı yazdım ya karşı tarafa üzümlü kek gibi, bakın sonra neler oldu:

 - Karşı Taraf: Tamam, şimdi telefonunun mesaj bölümünden EVET YAZIP 5523'e bir mesaj hazırla beklet. Ben sana gönder dediğimde göndereceksin ok.

İşte ben bu mesajı alınca şüphelendim... Öncelikle bu arkadaş teknoloji ile bu kadar barışık olamaz diye düşündüm. Mesaj yazıp bekletip saniyeler içinde gönderecek kadar hızlı değildir bir kere anımsadığım kadarıyla.  "EVET YAZIP 5523'e" kısmını büyük harfle yazmış bir de profesyonel pazarlamacılar gibi! Üstelik bu arkadaş konuşmasında “ok” falan diyecek bir tip de olamaz. İçime kurt düştü bir kere benim, yazmaya devam ettim.

Ben: Bir dakika sen Selma'sın değil mi ? (Selma ismini şu an uydurdum, arkadaşın gerçek ismini kullanmıyorum)
 -Karşı Taraf: Evet canım başka kim olacak Allah Aşkına

İşte bu cevaptan sonra ben iyice işkillendim. Bakar mısınız nasıl da dürüstçe yazmışım sonrasında:

Ben: Bu bir tuzak olabilir, nasıl bileceğim, ya virüsse?
Karşı taraf hiç taviz vermiyordu benim bu dedektif hallerime, hatta  bir de trip atıyordu:

 - Karşı Taraf: Canım, yapmak istemiyorsan yapmayız.
 - Ben: Ne bileyim hesap ele geçirme olayları falan...
 - Karşı Taraf: Zorlamıyorum seni. Herhangi bir sorun olursa ben kefilim.

Bakar mısınız nasıl da “cool” davranmış! Şüphelenmeme rağmen hala oldurmaya çalışmış! Nasıl bir azimse bu... Bense iyice işkillendim ama, öte yandan virüs atar bir şey yapar diye de çaktırmamaya çalıştım ve kibarlığı elden bırakmadım... İçimdeki merak ise cabası.


  - Ben: Yok Selma'ya benzemiyorsun sen, yapmayalım. Nerede beraber çalışmıştık?

O anda bunu sorduğumu düşününce  harbiden de kendimi takdir ediyorum şimdi. Nasıl akıl ettiysem artık; kendi çapımda parola sormuşum, vay be... 

Bu sorumun üzerine kısa bir aradan sonra  şu cevabı aldım:

       - Karşı Taraf: Tekstil!
      - Ben: Neyse teşekkür ederim, ben istemiyorum

dedim ve mesajlaşmayı sonlandırdım. Kurnaz dolandırıcı bakmış profillere “tekstil” var. İyi de “tekstil” ama hangi firma? Yersem diye yazmış işte. Bir kez daha Facebook profilimde çalıştığım şirket adı, tel no  gibi özel bilgilere yer vermediğim için kendime kocaman bir “aferin” dedim. 
Sonra Google'da “5523 dolandırıcılığı” araştırması yaptığımda gördüm ki bir oyun firması adına faturalı hatlardan para çekme dolandırıcılığıymış bu 5523 hikayesi. Üstelik 2014 yılından beri bu şekilde devam ettiği halde 5523 numarası iptal edilmemiş... 



Kıssadan hisse;

Siz siz olun Facebook ya da başka sosyal medya platformlarında kendinizi ortalara sermeyin. Özel bilgilerinizi paylaşmayın.

Siz siz olun, arkadaşlarınızı iyi gözlemleyin, kim “ok” der, kim demez bilin...

Siz siz olun 5523 gibi kandırmacalara gelmeyin...

Vatandaşlık görevimi de yaptım ya; artık gönül rahatlığıyla gidebilirim. Aman diyeyim kimse kimseyi kandırmasın, kimse kandırılmasın!
Kalın sağlıcakla, mutlu hafta sonları...




Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski